Emek

İzmir’de direniş ilk günkü gibi

İzmir: Savranoğlu işçilerinin direnişi 250’li günleri, Billur Tuz işçilerinin direnişi ise 90’lı günleri geride bıraktı. Sendikalı oldukları için işten çıkarılan Savranoğlu işçileri ve sözde sözleşmeleri dolduğu için ancak gerçekte ise sendikalı oldukları için işten çıkarılan Billur Tuz işçilerinin direnişi ilk günki heyecanı ve kararlılığıyla sürüyor.


Savranoğlu direnişi aynı zamanda çevre mücadelesi

Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında başlayan sendikal örgütlenme sonrası patron önce sendika üyesi üç işçiyi işten çıkarmış ve ardından direniş başlamıştı. Sonrasında patron işçileri İstanbul’a sürgün etmiş, fabrikayı kapattığını ve işçilerin fabrikasını işgal ettiğini gerekçe göstererek sendika üyesi tüm işçileri işten çıkarmıştı.

Menemen’e dönen işçiler ise fabrikanın yanına çadır kurarak direnişe geçtiler. Direniş 250. gününe gelene kadar patron direnişi kırmak için onlarca kez provokasyon yaratmış, çalışan işçileri direnişte olan işçilere saldırtmış, işçilerden şikayetçi olmuş. Direnişte olan işçiler bıçaklı ve polisin coplu, gazlı saldırısına maruz kalmış, haklarında soruşturma, dava açılmıştı. İşçiler ise kararlı, “ne pahasına olursa olsun kazanacağız” diyerek sürdürmüşlerdi mücadelelerini…

Savranoğlu sadece işçilere değil, doğaya karşı da suç işliyor. Fabrika kurulduğu ilk günden bu yana doğayı ve Menemen halkının sağlığını tehdit ediyor. 1993 yılından bu yana fabrika kimyasal atıklarını fabrikanın önünde bulunan açık kanaldan Menemen ovasına akıtıyor. Tarım alanlarının bulunduğu bölgeye akan kimyasallar nesilden nesile uzun vadede telafisi imkansız hastalıklara yol açıyor.

Savranoğlu’nda çalışan işçilerin sağlık durumu bunu kanıtlar nitelikte. Fabrikada çalışan işçilerin yüzde 60’ı astım ve bronşit tedavisi görüyor, birçoğunun el ve vücutlarında asit yanıkları var. Yine aynı sebepten işçiler çocuk sahibi olamamakta. Geçtiğimiz günlerde konuya dair inceleme yapan İzmir İşçi Sağlığı ve Güvenliği Koordinasyonu’nun tespiti de bu yönde.

Direnişin geldiği son durum ise şöyle: Patron işçileri işe almamakta ve fabrikayı organize sanayi bölgesine taşımamakta kararlı. Tabii işçiler de direnişi sürdürmekte…

Fabrika, ruhsatı ve çalışma belgesi olmamasına rağmen çalışmaya devam ediyor. Açıkça patrondan yana olduğu belli olan belediyeye karşı işçilerin tavrı ise net. “Menemen halkının sağlığıyla oynayan fabrikaya göz yuman belediyelerin önünde direnişe geçeceğiz. Önümüzdeki süreçte direnişimizi Menemen Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi önüne taşıyacağız” diyorlar.


Sermaye-yargı el ele, sendikasız Türkiye!

Sözleşmeleri dolduğu gerekçesiyle çıkarılan Billur Tuz işçilerinin direnişi ise 90’lı günleri geride bıraktı. Patron kendi kurduğu üç taşeron şirket üzerinden yıllardır işini sürdürüyordu. Fakat gelinen süreçte 135 işçiden 113’ü Tek Gıda-İş Sendikası’nda örgütlendi. Fakat patron işçilerin sendikalı olmalarını kabullenmek yerine sözleşmelerinin dolduğu gerekçesiyle işçileri işten çıkardı. Tabii sendikadan ayrıldıkları takdirde işlerine devam edebilecekleri uyarısında bulunarak… İşçiler ise patronun uyarısına inat sendikalı kaldılar. Ve 1 Aralık 2011’de patronun göndermiş olduğu bir tebligatla işlerine son verildi. 2 Ocak’ta ise 47 işçi Çiğli’de bulunan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan fabrika önünde direnişe geçti. Bir süre sonra işten çıkarılan sendikalı işçiler de direnişe katıldı.

Kendi çalışma koşullarının Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan elli bin işçinin de yaşadığını belirten direnişteki işçiler kararlı. Sürekli Savranoğlu işçileri ile dayanışma halinde olan, ortak eylem ve etkinlik örgütleyen işçiler “Mücadelemiz emek demokrasi ve özgürlük mücadelesidir. Tek tek kazanma şansımız yok ancak birlikte olursak kazanırız” diyorlar.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu