Makaleler

“Sen kimsin be adam!”

Başbakan Erdoğan her gün biraz daha ilerleyen bir öfke nöbetine tutulmuşa benziyor. Seyrantepe’deki stadın açılışı sırasında kendisini protesto edenlere hakaretler yağdıran Erdoğan, hızını alamamış olacak ki ülke sınırlarını aşarak soluğu Kuzey Kıbrıs’ta aldı. Erdoğan’ın öfkesinin hedefinde bu kez 28 Ocak günü gerçekleştirilen mitingle Türkiye’nin Adaya yönelik müdahalelerini ve adına “Göç Yasası” dedikleri yeni düzenlemeyi protesto eden Kuzey Kıbrıslı emekçiler vardı. Erdoğan; Seyrantepe’de yaptığı gibi sanki başbakanlık maaşından biriktirdiği paraları veriyormuşçasına yine bol keseden attı. Öyle ya sen on yıllarca besle, büyüt bugünlere getir sonra karga gözünü oysun!

“Güney’le beraber yapıyorlar. Bize ‘defol’ diyorlar. Türkiye’ye karşı böyle bir eyleme hakları yoktur. En düşük memurları 10 bin liraya yakın para alıyor. Beyefendi 10 bin lira alıyor, bir de bu eylemi yapıyor utanmadan. ‘Türkiye buradan çek git’ diyor. Sen kimsin be adam… Şehidim var, gazim var, stratejik olarak ilgiliyim. Kıbrıs’ta Yunanistan’ın ne işi varsa Türkiye’nin stratejik olarak o işi var. Ülkemizden beslenenlerin bu yola girmesi manidardır.” Türkiye’nin adaya bakışını da özetleyen bu sözler aynı zamanda büyük bir çarpıtma ve manipülasyon taşıyor.

Kıbrıs geçmişten günümüze emperyalistlerin Ortadoğu dalaşının en önemli merkezlerinden olmuştur. 1974’te Türkiye’nin “garantörlük hakkı” adı altında Adaya yaptığı çıkarmadan bu yana Ada halkının yaşamı ciddi bir dönüşüm geçirdi. Bunun olumlu bir güzergâhta seyretmediği ise son dönemlerde artan eylemlerde kendini açıkça gösteriyor.

Kuzey Kıbrıs adı devlet olsa da Türkiye dışında dünyada hiçbir devlet tarafından resmen tanınmıyor. Gerçekte Türkiye de bir devleti resmen tanıma adına işletmesi gereken hukuki süreci yaşama geçirmiş değil. Yani Türkiye de uluslararası hukuka göre resmen tanımıyor. Erdoğan’ın Türkiye’nin müdahalelerini protesto eden emekçilere gösterdiği tepki sırasında Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanına yönelik tutumları da bu söylediklerimizi destekliyor. Kamuoyu önünde cumhurbaşkanına fırça atan, “ona maaşını soracağım” sözlerini sarf eden Erdoğan; karşısında AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının olduğunu düşünüyor olmalı. Erdoğan’ın tavrı, TC’nin Kuzey Kıbrıs’a yönelik tutumunu yeterince özetliyor.

Adı cumhuriyet olsa da, Kuzey Kıbrıs’ın tüm yöneticileri, Ankara tarafından atanıyor, belirleniyor. Bütçesi Cemil Çiçek tarafında oluşturuluyor. Türkiye’nin 82. ili muamelesi gören Kuzey Kıbrıs halkı, bu durumdan ve uygulanan ekonomik politikalardan rahatsızlığını artık daha fazla dile getiriyor. Temel gıda fiyatlarının çok yüksek olduğu, turizm ve cılız tarım dışında ciddi hiçbir sektörün gelişmediği, gelişmesine izin verilmediği Kuzey Kıbrıs’ta, halk her gün biraz daha yoksullaşıyor. Erdoğan’ın söylediklerinin aksine Kuzey Kıbrıs’ta en düşük maaş 10 bin değil, 1.300 TL. En yüksek memur maaşını cumhurbaşkanı alıyor, o da 10 bin TL.

28 Ocak’ta düzenlenen mitinge konu olan “Göç Yasası” ile birlikte emekçilerin yaşam standardı ve emeklilik maaşları düşecek, kesintiler yapılacak. Sadece son bir yıl içinde THY, ADSL hizmetleri özelleştirildi, sırada elektrik ve telefon hizmetleri ile kooperatif bankası, tohumculuk, tahıl, süt, işletmeleri var. Yasa daha yürürlüğe girmeden 10 Ocak 2011 itibari ile maaşlar % 40 oranında düşürüldü. Yaklaşık 35 bin emekçiyi sokağa döken eylemin arka planında işte bu gerçekler bulunuyor.

Kuzey Kıbrıslı emekçiler Türkiye’nin neo-liberal politikalarına ve siyasi müdahalelerine karşı sokağa çıkıyor. 40’a yakın sendikanın oluşturduğu Sendikal Platform bu sürecin en önemli aktörü durumunda. Platform, Erdoğan’a hak ettiği cevabı vermekte de gecikmedi; “Sen kimsin be adam!” Erdoğan’ın hakaretlerine karşılık platform, 2 Mart’ta daha kitlesel bir eylemle genel greve gitmeye hazırlanıyor.

Bölge halkının yoğun tepkisine rağmen, AKP hükümeti ise bir sömürge yönetimi gibi davranmayı sürdürüyor. Yaşanan gerilimin akabinde AKP, Lefkoşa Büyükelçisi Kaya Türkmen’i görevden alarak yerine TC Yardım Heyeti Başkanı Halil İbrahim Akça’yı atadı. TC Yardım Heyeti Başkanı olarak Akça, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta yürürlüğe soktuğu üç yıllık kemer sıkma programının mimarı ve yürütücüsü aynı zamanda. Cemil Çiçek’in emir eri olarak da bilinen Akça, Göç Yasası’nı da hazırlayan ve gündeme getiren kişidir.

Erdoğan ve AKP açık söylemeliyiz ki, umduğunu bulamayacak! Ezilenler, emekçiler geleceklerinin yok edilmesine haklarının gasp edilmesine karşı ne susacak ne de kaderine razı olacak. Ne Kuzey Kıbrıs’ta ne de Türkiye’nin herhangi bir yerinde bugün olmasa buna sessiz kalmayacak, bugün yeterince güçlü olmasa da önümüzdeki günlerde ama mutlaka buna karşı koyacak!

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu