Manşet

Partizan’ın 78. sayısı çıktı!

Ülkemiz ve dünyada mücadele oldukça sıcak gündemlerle yol alırken, kimi güncel gelişmelerin yanı sıra farklı ülke deneyimlerinin yer aldığı yeni bir sayımızla daha sizlerleyiz.

İlk yazımız “HDK partileşirken; Politik çalışma bütün çalışmaların can damarıdır” başlığını taşıyor. Bilindiği gibi Halkların Demokratik Kongresi, devrimci demokratik kamuoyunda önemli derecede ilgi görmüş ve halen de merakla izlenen bir oluşum. Ancak kuşkusuz, bu ilgi ve merak farklı yorumlara dayanıyor ve HDK bazı devrimci hareketler tarafından olumsuzlanıyor. Karakteri, siyasi oluşumların bir platformu olarak “iktidara alternatif bir irade” olma yönelimi, bileşenlerin bu yapı aracılığı ile dar grupçu çıkarlarını gündemleştirme tutumu vb. bu olumsuzlamanın nedeni olarak ileriye sürülebiliyor. Belli bir biçimde HDK içinde çalışmayı benimsemiş olan bizlerin bu nedenlere yaklaşımının net olması çalışmanın istediğimiz nitelikte yürümesi açısından oldukça önemlidir.

İkinci yazımız “‘Birlikçilik’ adı altında yapılan birlik karşıtlığı” başlığını taşıyor ve Sınıf Teorisi dergisinin 15. sayısında yayımlanan “Yeniden Birlik tartışmasına çağrı ve Partizan’ın tutumuna yanıt” başlıklı makaleye yanıt niteliği taşıyor.

Üçüncü yazımız enternasyonal alanda deneyim ve tecrübelerin paylaşılması anlamında önemli. “Şehir perspektifi/şehirlerdeki çalışma üzerine” başlığını taşıyan yazı Hindistan Komünist Partisi (Maoist) imzasını taşıyor ve Hindistan özgülünde şehirlerin ve sınıfların yapısındaki değişimler, şehir çalışmalarına stratejik yaklaşım, şehir çalışmalarının temel hedefleri, kitle örgütlerinin biçimleri, direnişi yaşam alanlarında örgütleme, faaliyetçi grupları ve politik eğitim vb. ara başlıkları ile ülkemizdeki mücadeleye ışık tutabilecek nitelikte.

Yine uluslararası deneyimlerin paylaşılması açısından önemli başka bir değerlendirme ve söyleşi de “Meksika: Gerçeğin eşiğinde sınıf mücadelesi” başlıklı yazımız. Son günlerde yapılan seçimler ile tekrar gündemde gelen Meksika’nın mücadele tarihine, devlet ve ordu yapılanmasına, insan hakları ihlalleri ve örgütlenmelerine ilişkin önemli verilerin sunulduğu bir yazı sözünü ettiğimiz.

Son yazımız ise “Yerellik-merkezilik ilişkisi bağlamında anarşizm ve post-modernizm üzerine” başlığını taşıyor. Egemenlerin dillerinden düşürmedikleri “sınıf savaşlarının bittiği” iddiaları bölgesel savaşlar, krizler, açlık, yoksulluk, işsizlik, sefalet koşullarına rağmen sürerken her daim gündemde olan bu konuya değinmek bizler için önemli.

Özellikle uluslararası deneyimlerin öneminin vurgulandığı bu süreçte dergimizin bu sayısının ilgiyle okunacağını tahmin ediyoruz. Yeni sayımızda buluşmak dileğiyle…

 


HDK partileşirken;

Politik çalışma bütün çalışmaların can damarıdır

Devrimci, demokratik hareketin genel güçsüzlüğü ve dağınıklığı hakkında neredeyse bir hemfikirlik olduğu şüphesizdir. HDK bu olgunun doğal karşılığı olarak önemli derecede ilgi görmüş ve halen de merakla izlenen bir oluşumdur. Tabii ki bu ilgi ve merakın farklı yorumlara dayandığı da başka bir olgudur. HDK bazı devrimci hareketler tarafından genelde olumsuzlanmaktadır.

Onun reformist karakteri, siyasi oluşumların/partilerin bir platformu olarak “iktidara alternatif bir irade” olma yönelimi, her bir partinin/siyasi oluşumun “devrimci olmayan” beklentilerini ve hatta dar grupçu çıkarlarını bu yapı aracılığıyla günleştirme veya elde etme tutumu bahsini ettiğimiz olumsuzlamanın nedeni olarak ileri sürülebiliyor. Tüm bu ve benzeri nedenlerin HDK’ye; eylemlerine, kampanyalarına, örgütlenmelerine olumsuz tavırlar geliştirdiğini biliyoruz. Fakat, belli bir biçimde onun içinde çalışmayı benimsemiş olan bizlerin bu nedenlerden etkilenmemiz doğru olmayacaktır.

Tespit edilen bu nedenlerin varlığına bizlerin de dikkat çektiği unutulmamalıdır. Ayrıldığımız hususu da HDK’nin bir kitle hareketi olma özelliğiyle, özellikle de ulusal sorunda mevcut statükoyu doğrudan etkileyecek ve bu konudaki başarısızlıklarımızı kavrayıp aşmamıza yarayacak koşulları içermesiyle açıklamıştık. Birçok devrimci hareketin henüz bu durumu göremediklerini, önlerinde akıp gitmekte olan nehre, Kürt halkıyla gerçek ve derin bağlar kurmaya olanak veren “demokrasi mücadelesine” sırtlarını döndüklerini ortaya koyup bu konudaki tavrımızı hızlı bir biçimde güçlendirmemiz gerekiyor.

‘Birlikçilik’ adı altında yapılan

birlik karşıtlığı

Kamuoyunun bilgisi dâhilinde olduğu üzere Sınıf Teorisi adlı derginin ve temsil ettiği siyasal anlayışın, Proletarya Partisi’ne yönelik uzunca bir süredir dile getirdiği “birlik” politikasına dair Partizan’da yayınlanan bir makaleye karşılık olarak 15. sayısında “yanıt” iddiası içeren bir yazı yayımlandı.

Yayımlanan makalede, bahsi edilen anlayışın geçmiş süreci ve özelliklede PP’nin yaşadığı darbe tasfiyeci sürecin analizi, şu andaki somut durumu ele alışı ve nihayetinde bu devrimci anlayışın gerçekte ileri sürülen “birlik” politikasının içeriğinin ne olduğunu açık eden bir mahiyetteydi. Dolayısıyla bu çalışmada kısaca da olsa bu görüşler üzerinde duracağız.

Şehir perspektifi/

şehirlerdeki çalışma üzerine

Taktik belgesinde Hindistan Devriminin stratejisinde şehirlerdeki çalışmanın önemi şu şekilde açıklanıyordu:

“Devrimci faaliyetlerimizde şehirlerde çalışmanın özel bir önemi bulunmaktadır… Uzun süreli halk savaşı çizgisini takip eden devrimimizde kentlerin kurtuluşu ancak devrimin son aşamalarında mümkün olacaktır. Ancak bu durum, şehirlerde devrimci hareketi başından itibaren inşa etmeye yoğunlaşmayacağımız anlamına gelmemektedir. En başından itibaren, işçi sınıfının örgütlenmesine yoğunlaşmalıyız ki devrimimizin önderliği toprak devrimine-halk savaşına doğrudan katılıp önderlik edebilsin ve devrimci işçi hareketini inşa edebilsin. Dahası, devrimci işçi hareketi üzerinden şehirlerde ezilen milyonlarca kitleyi seferber edebilelim ve emperyalizme ve feodalizme karşı mücadeleyi örgütleyelim, toprak devrimine destek ve demokratik haklar için mücadeleye katalım. Ancak bu şekilde öznel güçleri yaratabilir ve ülke çapında, geniş, anti-emperyalist, anti-feodal birleşik cepheyi oluşturabiliriz. Şehir hareketi halk savaşının ve kurtarılmış bölgelerin kuruluşunda ihtiyaç duyulan çok çeşitli yeteneklere sahip olan kadroların ve önderliğin sağlanmasında da esas kaynaklardan biridir… Şehir hareketinin gelişimiyle halk savaşının gelişimi arasındaki diyalektik ilişkiyi unutmamalıyız. Güçlü bir devrimci şehir hareketinin yokluğunda halk savaşı zorluklarla karşılaşacaktır.”

Meksika:

Gerçeğin eşiğinde sınıf mücadelesi

Meksika adını duyduğumuzda Olmeklerin, Mayaların ve Azteklerin tarihsel anıtları, Meksika devrim efsaneleri Emiliano Zapata ve Pancho Villa’nın hikâyeleri aklımıza geliyor. Özellikle televizyon ekranlarında Akapulko sahili gösterilir ve Tequila içerken insanlar Meksika’nın sadece bunlardan ibaret olduğunu düşünürler. Çocuklar Speedy Gonzales (Hızlı Gonzales) çizgi filmi izler ve onlar da büyükler gibi düşünür.

Öyle ya, eski kovboy filmleri izlerken de aynı şekilde düşünülüyor. Hâlbuki o filmlerde Meksika’nın yerli halkını “vahşi”, “barbar” olarak gösteriyorlar. Neden direnip savaştıkları ve neye karşı çıktıkları anlatılmaz. Ya da işgalcilerin, “beyaz adam”ın oraya “medeniyet” götürdüğü propaganda edilir. Tüm dünyada Meksika hakkında insanlara verilen imaj böyledir.

Bir yanda direnen “vahşi”ler diğer yanda ise sonsuz zenginlikler ve güzellikler…

Ancak bilinir ki gerçekler hiçbir zaman egemenlerin propaganda ettiği gibi değildir.

Bu çalışmada esas olarak yapılmaya çalışan, Meksika’nın görünen yüzünü anlatmak değildir. Amaçlanan bilinmeyen gerçek yüzünü anlatmaktır. Ki bunlar da ezilen dünya halklarının yakından tanıdığı yoksulluk, sefalet, insan hakları ihlalleridir. Yine ülkenin gerçek sahipleri, birçok etnik grubun varlığı ve onların uğramış olduğu baskılar, demokratik haklarının gasp edilmesi ve benzeridir…

İmkânlarımız kısıtlı da olsa, ABD’nin “arka bahçesi” olarak bilinen bu ülkeyi Türkiye devrimci ve demokrat kamuoyuna, Partizan okurlarına tanıtmak ve yaşanan gelişmelere dair belli bilgiler verebilmek amaçlanmıştır.

Bu seyahatimizde ve söyleşilerimizde Meksika’daki Gençlik Ligası’ndan yoldaşlar her zaman yanı başımızda oldular. Bu söyleşiler arasında bir “insan hakları uzmanı” ve Guvervanica Antropolojik Enstitüsü’nden bir “azınlık uzmanı” bulunmaktadır.

Ayrıca ülkemiz kamuoyunda çeşitli direniş ve mücadele haberleriyle tanınan Oaxaca’ya bölgesine gittik ve burada “eğitim sendikası temsilcileri”yle bölgedeki durum üzerine röportaj gerçekleştirdik. Yine Chiapas’ta yaşayan bir kadın ile hem uyuşturucu ticareti hem de çeteler hakkında konuştuk.

Aynı zamanda Occosingo bölgesinde bir EZLN köyünü ziyaret ettik. Maalesef bu köyde hareketin kendisinin yaşadığı içsel süreç nedeniyle ve güvenlik sorundan kaynaklı yapmak

istediğimiz röportajı gerçekleştiremedik. Ancak San Luis Postosi’de köylülerin işgal ettiği topraklara gittik ve söyleşiler yaptık.

Umut ederiz ki bu çalışma Türkiye devrimci ve demokrat kamuoyuna Meksika’yı daha iyi anlatmak ve yaşanan gelişmeleri aktarmak için faydalı olur.

Yerellik-merkezilik ilişkisi bağlamında

anarşizm ve post-modernizm üzerine

1990’larla beraber, hem emperyalizm hem de postmodernizm, sınıf savaşımının, ulus-devletlerin vb. kalktığını/bittiğini haykırdılar. Bölgesel savaşlar, açlık, yoksulluk, işsizlik, göç ve sefalet koşulları katmerleşerek açlık isyanlarına yol açmışken, hala, sınıfların, sınıf savaşımının varlığı inkâr edilebilmektedir.

Post-modernizm, sol görünüm altında, bu ideolojiyi en geniş kitlelere taşıyabilmektedir. Dolayısıyla, günümüz sınıf mücadelesinin aldığı biçimlerden kaynaklı, post-modernizmle mücadele etmek, sürecimizin temel görevlerinden birisidir.

 

İLETİŞİM İÇİN:

Dergimize Umut Yayımcılık İrtibat Bürolarımızdan ve çeşitli yayınevlerinden ulaşabilirsiniz.

 

İrtibat Bürolarımız:

İstanbul/Aksaray: Gureba Hüseyin Ağa Mh. İmam Murat Sk. No: 8/1 Aksaray-Fatih/İstanbul Tel: (0212) 521 34 30 Faks: (0212) 621 61 33

İstanbul/Kartal: İstasyon Cd. Dörtler Ap. No: 4/2 Tel: (0216) 306 16 02

Ankara: Tuna Cd. Çanakçı İşhanı No: 51 Çankaya

İzmir: 1362 Sk. No: 18 Altan İşh. Kat: 5/509 Çankaya/Konak, Tel: (0232) 445 16 15

Erzincan: Ordu Cd. Ordu İşhanı Kat: 3 Tel: (0446) 223 67 18

Bursa: Selçuk Hatun Mh. Ünlü Cd. Sönmez İşsarayı Kat: 2 No: 185 Heykel, Tel: (0224) 224 09 98

Mersin: Çankaya Mh. 4716 Sk. Güneş Çarşısı No: 30 Kat: 2 Akdeniz

Dersim: Moğultay Mh. Sanat Sk. Arıkanlar İşhanı Kat: 3 No: 203 Tel: (0428) 212 27 50

Avrupa Büro: Weseler Str 93 47169 Duisburg-Almanya Tel: 0049 203 40 85 01 Faks: 0049 203 40 69 16

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu