Manşet

Mısır’da darbe “huzur” değil çatışma getirdi

H. Merkezi: Mısır’da gelişen halk hareketini kullanan ordunun bir darbeyle Mursi’yi devirmesi yeni çatışmalarında kapısını araladı.

Muhammed Mursi’ye, Mübarek’i deviren devrimi çaldığını söyleyerek tepki gösteren Mısır halkının direnişi ve özlemleri, siyasilere sorunların çözülmesi çağrısı yaptıktan kısa süre sonra darbe yapan ordu tarafından çalındı.

Mısır ordusu Mursi’ye karşı gelişen halk hareketini arkasına alarak Mursi’yi halk adına askeri bir darbeyle devirdi. Elbette bununla birlikte Mısır halkının demokrasi ve özgürlük talepleri de askeri bir darbenin avuçlarına düşmüş oldu. Mısır halkının doğrudan iradesini temsil eden ve ülkeyi demokratikleştirecek bir yol izlenebilecekken Mısır, Mübarek’i devrern ayaklanma sonrası belki tam olarak değilse de “başa dönmüş” oldu. Mısır’da isyan ilk başladığında zaten iktidarı elinde tutan ve darbeyle iş başına gelen bir askeri diktatör vardı. El Sisi’nin ondan tek farkı sokağa çıkan ve Mursi’den kurtulmak isteyen milyonlarca Mısırlının duygularını suiistimal etmesi. Zaten halkın kendini ifade ettiği, onu bir biçimde temsil eden tüm organların askıya alınması ve tüm yetkilerin orduya yani “Yüksek Askeri Konsey”e geçmesi ülkede yaşanan müdahalenin demokratikleşmeye ve ülkenin özgürleşmesine hizmet etmeyeceğine işaret ediyor.

 

Halk Özgürlük İstedi Ordu Darbe Yaptı

Mısır halkının Mursi’ye karşı gelişen haklı tepkisi ve isyanı, açığa çıkan öfke seli ordu tarafından açılan ve sonu büyük bir karanlığa doğru giden kanala akıtılmış oldu. Mübarek’in devrilmesinin ardından bir yıllık Askeri Konsey yönetimi altında yaşanan insan hakları ihlalleri Konseyin hak ve özgürlükler konusunda nasıl bir tutum alacağı hakkında “azda olsa” bir ipucu veriyor.

Ordu, halkın taleplerini dinlediğini söyleyerek yönetime el koydu. Oysa halk zaten ortaya koyduğu direnişi, örgütlenmesi ve gücü ile Mursi’yi devirebilir ve istediği adayı yönetime taşıyabilirdi. Tüm bunlar olasılık dahilindeydi.

Ancak görünen o ki Mısır egemen sınıfları ve onlarla işbirliği halindeki başta ABD olmak üzere emperyalistler, halkın gelişen enerjisi karşın da korkuya kapıldı.

“İşi şansa” bırakmamak adına kendini tamamen “vatanın huzur ve refahına” adayan orduyu devreye soktular. Bunu da büyük bir medya gösterisi, yalan ve dezenformasyonla, halkın büyüyen öfkesini karşılarına almadan yaptılar. Kuşku yok ki ordu, Mursi’yi tamamen iktidardan indirdikten sonra Tahrir’de özgürlük talep eden halka yönelecektir.

Halka evlerine dönme çağrısı yapılacak ve yeni bir seçime kadar orduya güvenmeleri istenecek. Bunu kabul etmeyenlere ne yapılacağı ise Yüksek Askeri Konsey’in bir yıllık icraatlarına bakıldığında rahatlıkla görülecektir. Mursi’nin darbeyle devrilmesi Mısır’da yeni çatışmalarında habercisi olacak gibi görünüyor.

 

Mısır’da Çatışmalar Şiddetlendi

Müslüman Kardeşler’in “ret cuması” çağrısıyla Muhammed Mursi’nin görevinin başına geçmesini isteyen İslamcılar sokağa çıktı. Yeni rejimle işbirliği yapmayı reddettiklerini belirten Müslüman Kardeşler sözcüsü Cihad el Haddad, “Mursi’nin ve diğer yöneticilerin derhal serbest bırakılması” çağrısında bulundu.

Silahlı İslamcı örgütler Refah sınır kapısı, Sina Yarımadası ve Ariş’te asker denetimindeki noktalara saldırılar düzenledi.

Luxor’un batısında İslamcılar ile Kıptiler arasında çıkan çatışma, kentteki gerilimi bir anda tırmandırdı. İslamcılar yüzlerce kişiyle Kıptilerin mahallesini bastı, 23 evi daha ateşe verdi. Kıptilerin de direnişe geçmesiyle çatışmalar büyüdü. Kentteki Dabei Kilisesi de olası bir saldırıya karşı korumaya alındı. Gerilim ise devam ediyor. Öte yandan 39 yaşındaki bir Kıpti Hıristiyan rahip, el-Ariş’in kuzeyindeki Sina kasabasında silahlı İslamcılar tarafından öldürüldü.

Cumhuriyet Muhafızları Kışlası’na yapılan yürüyüşte askerlerle çatışan İslamcılar, İskenderiye ve Tahrir’de Mursi’nin devrilmesini kutlayan muhaliflere saldırdı. Akşam saatlerinde Tahrir Meydanı’na giden 6 Ekim Köprüsü üzerinde, Tahrir’e yürüyen Müslüman Kardeşler ile muhalifler arasında çatışmalar yaşandı. Gün boyunca yaşanan çatışmalarda 30 kişi öldü, 1138 kişi yaralandı.

Sağlık Bakanlığı yetkilisi Reuters’e yaptığı açıklamada cuma gün içinde yaşanan çatışmalarda toplam 17 kişinin yaşamını yitirdiğini, 400′den fazla kişinin yaralandığını söyledi. Refah ve Şeyh Zayed kentlerinde ise sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

 

misirda orduMüslüman Kardeşler’e Gözaltı!

Kahire’de Müslüman Kardeşlerin, Mursi’nin gözaltında tutulduğu Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın yakınında düzenlendiği eylemde kan aktı. Tanıklar, Cuma namazının ardından düzenlenen ve coşkulu bir kalabalığın katıldığı mitingin ardından bir grubun Orduevi’ne yöneldiği, daha sonra burada toplananların sayısının arttığı, askerlerin ise ateş açtığını aktarıyor.

Çatışmada Al Ahram’ın iddiasına göre 1, AFP’nin iddiasına göre en az üç kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı. Her iki tarafın da silahlarını kullandığı çatışmaların yer yer devam ettiği belirtiliyor.

Çatışmalar sürerken, bir süre önce gözaltına alınan Müslüman Kardeşler hareketinin liderlerinden Muhammed Bedii Kahire’deki bir mitinge katıldı. Bedii, Mursi göreve iade edilene kadar sokakta kalacaklarını söyledi.

Mursi ve Müslüman Kardeşler’in bazı üst düzey yetkilileri ise hala gözaltında tutuluyor. Müslüman Kardeşler Başkan Yardımcısı Hayrat el Şatır’ın da ‘kışkırtıcılık yaptığı’ gerekçesiyle gözaltına alındı. En az 300 yönetici de gözaltında. Fransız haber ajansı AFP, 35 yöneticiye de seyahat yasağı getirildiğini aktarıyor.

 

Baradey Başbakan

Tüm bunlar yaşanırken Muhammed Mursi’nin yerine geçici Cumhurbaşkanı olarak görev alan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur da, “halkın samimi talepleri temelinde seçim düzenleyeceği” sözünü verdi. Yüksek mahkemede düzenlenen törenle yemin eden Mansur “hukuk düzenini korumak için çaba harcayacağını” söyledi. Geçici Cumhurbaşkanı Adli Mansur, Mursi’ye karşı ülke tarihinin en kitlesel eylemlerine imza atan Temerrüd (İsyan) hareketinin temsilcileriyle görüşmeye başladı. 

Mısır Genelkurmay Başkanı el-Sisi bakanlarla görüşme yapmaya başladı. Mısır’ın yeni Cumhurbaşkanı Adil Mansur, yayımladığı bir kararname ile Yargıç Ali Aoud Salih’i anayasal danışman, Yargıç Mustafa Hegazi’yi de siyasi danışman olarak atadı. 

Mısır’da önde gelen liberal siyasetçilerden Muhammed el Baradey darbeden üç gün sonra geçici olarak başbakanlığa atandı. Karar, Baradey ve diğer siyasi parti liderlerinin Devlet Başkanı Adli Mahmud Mansur’la yaptığı görüşmeden sonra açıklandı. Eski Atom Enerjisi Kurumu Başkanı olan Baradey’in önümüzdeki saatlerde yemin ederek göreve başlaması bekleniyor. 

El Baradey, liberal ve sol partilerin oluşturduğu Ulusal Kurtuluş Cephesi adlı ittifakın liderliğini yapıyor.

 

Adaweya’da Büyük Miting

Kina kentinde askerler, devlete ait bir binaya girmeye çalışan İslamcılara ateş açtı, en az iki kişi yaralandı. Mısır’ın ikinci en büyük kenti İskenderiye’de de eylemlere ateş açıldı. Müslüman Kardeşler’in sabah saatlerindeki cuma eylemlerine katılım az olmasına karşın akşam saatlerindeki Adaweya Mitingi tam bir gövde gösterisine dönüştü.

Bedii ve Mursi lehine sloganlar atılırken, el-Sisi ve darbe sürecinde ordunun yanında saf tutan Selefi Nur Partisi lanetlendi. Kitlenin içinde elleri silahlı bazı eylemcilerin “intikam” sloganları attığı dikkat çekti. Mısır ordusu, Facebook’tan yaptığı açıklamada ise, gösteriler ulusal güvenliği tehdit etmediği sürece “protesto hakkını güvence altında tuttuklarını” duyurmuştu.

 

misir2Sina’da Silahlı Çatışma 

Sina Yarımadası’nda, İslamcı militanların ordu ve polise ait noktalara havan topu ve füzelerle düzenledikleri saldırıda bir askerin öldüğü öğrenildi.  

Yetkililer, saldırının hedefinde İsrail ve Gazze Şeridi yakınlarındaki El Eriş Havaalanı ve Refah’taki polis merkezi olduğunu duyurdu.  

Son iki yılda, Sina Yarımadası’ndaki petrol boru hatlarının korunması için yerleştirilen güvenlik noktaları bir dizi saldırıya uğramıştı. Son saldırının Cumhurbaşkanı Mursi’nin devrilmesiyle bağlantılı olup olmadığı henüz teyit edilemedi.

 

Müslüman Kardeşler’e Sansür  

Mısır’da askeri darbeden bu yana dört İslamcı televizyonun kapatılması, Müslüman Kardeşler’in gazetesine yayın yasağı koyması ve devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yakın yayınlar yaptığı gerekçesiyle El Cezire Televizyonu’nun bürosunu basılması, basın örgütlerinin sert tepkisine yol açtı. Basın örgütleri, bu uygulamaların Mursi yanlısı medyaya gözdağı vermeyi ve susturmayı amaçladığını söylüyor. Darbenin ardından kapatılan televizyonlar arasında Müslüman Kardeşler’in sahip olduğu Misr25 kanalı da var. 

Kanal, Mısır Genelkurmay Başkanı’nın Mursi’nin görevden alındığını açıkladığı dakikalarda, Mursi yanlılarının “Kahrolsun askeri yönetim” sloganları atarak yaptığı gösterileri yayınlarken kapatıldı.  

Müslüman Kardeşler yayın organlarının kapatılmasını, Mısır’ın ‘karanlık günlerindeki baskıcı politikalara geri dönüş’ diye tanımladı.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre de, televizyonlar ve gazetelerin kapatılması “ifade özgürlüğüne vurulan bir darbe”.  

Darbeden sonra hedef alınan yayın kuruluşları arasında El Cezire’nin yan kuruluşu Mübaşir Misr televizyonu da vardı. El Cezire, polisin kanalın 28 çalışanını gözaltına aldığını duyurdu. Daha sonra kanalın müdürü ve bir yayın görevlisi dışında hepsinin serbest bırakıldığı belirtildi.  

El Cezire Katar’dan yayın yapıyor, dolayısıyla kanalın yayınları engellenemiyor. Ancak kanal Mısır’dan canlı yayın yapamıyor ve Kahire’deki Ofisi de hala kapalı. El Cezire ayrıca, Mısır’dan canlı yayın hizmetleri sunan Associated Press ve bir başka şirkete de El Cezire’ye canlı yayın imkanları sunulmamasını talimatı verildiğini söylüyor.  

Kapatılan diğer televizyon kanalıysa radikal İslamcı Selefilerle bağlantılı El Nas, El Rahma ve El Hafız kanalları. Gazetecileri Koruma Komitesi de, medyaya karşı operasyonların Mursi yanlısı eylemlerin yayınını engellemeyi amaçlayan, kaygı verici hamleler olduğunu’ söyledi. Mursi’ye karşı muhalefetin önde gelen isimlerinden, Ulusal Kurtuluş Cephesi üyesi Münir Fakri Abdül Nur da, hareketin medyaya karşı sert önlemlere karşı çıktığını söylüyor.

 

Davudoğlu: “28 Şubat’ın Benzeri Yaşanıyor” 

Mısır’da yaşananlarla ilgili bir açıklamada Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu’ndan geldi. Davudoğlu, Mısır’da ülkenin demokratik seçimlerle iş başına gelen ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren askeri darbeyi 28 Şubat sürecinde yaşananlara benzetti. 28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu tarafından alınan kararla Refah-Yol hükümeti düşürülmüştü.  

Anadolu Ajansı’na göre, Davutoğlu, TRT’de katıldığı bir programda Mısır’da ordunun yönetime el koymasını değerlendirdi. Müslüman Kardeşler’in uzun muhalefet dönemlerinden sonra iktidar olduğunu belirten Davutoğlu, 100 yıl muhalefette kalan bir siyasi harekete iktidarda sadece bir yıl şans tanındığını belirterek şöyle konuştu:

Biz de benzer meydan okumalarla karşı karşıya kaldık on yıl içinde. Dikkat ediniz hem günlük ortaya çıkan dış politika, ekonomi, iç siyaset sorularına cevap bulmaya çalıştık hem de devletin bu demokratik zihniyetle yeniden inşası konusunda reformlar yapmaya çalıştık… Mısır’da en önemli şey şu, meşruiyet meselesi. Bu darbe ile Mısır’dan en fazla oy almış bir siyasi hareket ve bir lider gayrı meşru ilan edilmek isteniyor. Yani bir anda meşru siyasal alanın dışına itiliyor. Bizim 28 Şubat’a bu anlamda çok benziyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu