Güncel

MÇD, yaşam alanlarına sahip çıkmak için biraraya geldi

İstanbul: Munzur Çevre Derneği kuruluşunun 10. yılını düzenleyeceği çeşitli etkinliklerle karşılamaya hazırlanıyor.

MÇD, ilk olarak bugün (8 Aralık) Okmeydanı’nda düzenlediği bir panelle çalışmalarına start verdi. Yaşam alanlarımıza ve kültürümüze sahip çıkmak için bir araya geliyoruz” şiarıyla düzenlenen panele konuşmacı olarak Meteoroloji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Şükrü Aslan katıldı.

Yanı sıra birçok çevre örgütünün ve çeşitli Dersim derneklerinin de katılım sağladığı panel oldukça verimli geçti.

 

“Bir Göz Ağlarken, Bir Göz Gülmez!”

Panelde açılış konuşmasını Yönetim Kurulu adına Mehmet Soylu yaptı. Soylu’nun konuşmasının ardından bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Yapılan sinevizyon gösteriminde Dersim’de siyanürlü altın işletmeciliği ve barajlara karşı yapılan eylemler yanı sıra yapımı biten ve su tutulan barajların bölgede var olan ziyaretleri sular altında bırakacağı ve insanların yaşam alanlarını yok ettiği bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

Kitle sinevizyon gösteriminde duygulu anlar yaşadı.

Sinevizyon gösteriminin ardından Moderatör Ali Ekber Barmagıç programı başlattı. Barmagıç yaptığı konuşmada; 10 yıldır Munzur Çevre Derneği çatısı altında verilen mücadelenin özünün sınıf mücadelesi olduğunu belirtti. Bugün Dersim’de yapılanların hepsinin tekellerin sermayelerini daha da büyütmek için yaptığını söyleyen Barmagıç, sözü Cemalettin Küçük’e bıraktı.

 

“Gezi yeni bir başlangıç oldu”

Küçük; “1994’te bir kış günü Dersim’de köyler yakılarak insanlar büyükşehirlere göçe zorlandı. Aynı süreçte büyük şehirlerde sokak infazları daha da arttı. Evlerde katliam yapılıyor, sonrasından evin dışında havaya ateşler ediliyordu ve insanlar bu durumu alkışlıyordu” diyerek tüm bunların planlı yapılan işler olduğunu vurguladı.

Bakın bugün köylerde maden arayanlar geçmişte kimyasal gazlarla Halepçe’de, 19 Aralık’ta hapishanelerde katliamlar yaptılar. Ama artık toplumumuz artık bu durumu kanıksamış duruma geldi. Ama Gezi Direnişi bu kanıksamayı ortadan kaldıracak yeni bir başlangıç oldu” diyen Küçük; Konya’da direnişte olan köylerden selam getirdiğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.

 

“Dersim bir laboratuar”

Küçük’ün konuşmasının ardından sözü Şükrü Aslan aldı. Aslan, 1935’te hazırlanan gizli bir belgede 200 bin Karadenizli ve 50 bin Balkan kökenli insanın Kürt bölgesine gönderildiğini, yapılan bu göçün asıl nedeninin ise bölgede yaşayan halkın Türkleştirilmesi olduğunu ama bu durumun tam tersi haline döndüğünü belirtti.

Aslan konuşmasının devamında genel olarak kültürel yozlaşma ve Dersim bölgesinin farklılıklarından bahsetti. Bölgenin farklılıklarına ilişkin ise söyle bir örnek verdi. “Dersim birçok farklığın bir yerde olduğu bir laboratuar gibidir” diyen Aslan son olarak Dersimlilerin bugün dünyanın birçok yerinde olduğunu bunun nedeninin ise sadece ’38 değil, birçok sürgün olmasını belirtti.

Panelde son olarak sözü Bakırtepe Çevre Platformu Aktivisti Hüsniye Doğan aldı. Doğan; Dersimlilerin bugüne kadar verdikleri mücadelenin kendilerine örnek olduğunu ve bundan sonra birlikte daha da güçlü olarak ses çıkaracaklarını belirtti.

Panel soru-cevap sonrasından son buldu.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu