Makaleler

Direnen Antakya/Armutlu zoraki asimilasyonun iflas belgesidir!

Gezi İsyanı ile birlikte öne çıkan yerlerin başında hiç şüphe yok ki Antakya/Armutlu Mahallesi gelmektedir. Birçoğumuz böyle bir yerin varlığından haberdar değildik; ta ki Gezi İsyanı’na kadar. Bugün ise Armutlu direniş odağı, şehitler vermiş bir mahalle, üç ayı aşkın bir süredir, polis ablukası altında.

Bu mahalle Alevi nüfusunun yoğun olduğu bir yerdir. Suriye’deki hareketin gerici iç savaşa dönüşürken TC devleti AKP hükümeti eliyle Esad şahsında Alevi düşmanlığı temelinde bir politika yürütmüştür. Mezhep çatışması üzerinden Suriye’deki durumu okumaya göstermişlerdir. Sünni halk üzerinde Alevi baskısı olduğunu sıklıkla tekrarlamışlardır. Bu durum savaşın diğer yakası olan Türkiye’deki özel olarak ta Antakya’daki Arap Alevilerini fazlasıyla huzursuz etmiştir.

Antakya’daki Alevi halkımız gibi Armutlu Mahallesi’nde inançları nedeniyle hedef haline getirilmesine öfke duymaktadır. Armutlu sadece Alevi kimliğiyle değil, muhalif kimliğiyle de öne çıkan bir yerdir.

Gezi İsyanı’nda yerini alan mahalle, Abdullah Cömert’in polis tarafından öldürülmesiyle, pimi çekilmiş bomba haline gelmişti. Abdullah’ı katledenlerin hesap vermesi ve mahallede polis ablukasının dağıtılması için, sokakları ateş topu haline getiren Armutlu gençleri, egemenlerin ilgisi ve şiddetini de üzerine çekmişti. Her sokakta eylemine polis azgınca saldırmış, yüzlerce gaz bombası eşliğinde panzerlerle, mahalleye akınlar düzenlemiştir. Bugün mahallede yaşayan herkes, baskı altında sürekli polis taciziyle yüz yüze kalmaktadır. Mahalle halkından bir kişinin: “Burası Alevi ve muhalif bir mahalledir. Bundan kaynaklı Ambulans çağırsak gelmez. Antakya’nın her yerinde elektrik varken burada elektriklerin sürekli kesiliyor olması tesadüfle açıklanamaz” demesi baskının, ötekileştirilmişliğin aldığı boyutu da ortaya koymaktadır.

Bir yanda Alevi, muhalif kimliği nedeniyle faşist devletin her türlü şiddetinden payını alıyor olması, öte yandan ise, Başbakan’ın yeni Alevi paketiyle Cemevlerine yasal statü verileceği, Alevi kimliğiyle ilgili adımlar atılacağı, sorunun çözüleceği söylemi… Birbiriyle taban tabana zıt iki söylem ve pratikle karşı karşıyayız.

Bu topraklarda Aleviler yüzyıllar boyunca yok sayıldı, baskı altında tutuldu, katliamlardan geçirildi. AKP hükümeti devraldığı bu kanlı mirası sahiplenmekle kalmamış, Alevileri güncel hedef haline getiren açıklamalardan vazgeçmemiştir. Örneğin; Tayyip Reyhanlı’da patlayan bombalar sonucu ölenler için “53 Sünni kardeşim öldürüldü” demektedir.

Devletin Suriye politikaları ve uygulamaları nedeniyle halkın öfkesinin fokurdadığı bir yanardağ haline gelen Antakya/Armutlu’da direnişçi Ahmet Atakan’ın katledilmesi AKP’nin ve devletin ezilen halklara ezilen ulus ve inanç kimliklerine dair politikasının ne olduğunu gözler önüne sermiştir. Faşizm yalnız şiddetten ibaret değildir. Böyle olmadığını ezilen inanç grubu olan Alevi halkımıza demokratik hakları yerine Alevi açılımı, cami-cemevi birlikte projesi

ve bunların asimilasyoncu niteliği göstermektedir. Bu uygulamalar faşizmin ta kendisidir.

Türkiye’de 20 milyon civarında bir nüfusa sahip olan Alevilerin muhalif, ilerici dinamiklere sahip olması ve her gün biraz daha örgütlü güç olarak görünür hale gelmesi egemenleri rahatsız etmiştir. 90’lı yıllardaki devrimci yükselişten etkilenen Aleviler, kabuklarını kırarak, yüzlerce yıllık “gizli” kalmışlıklarına son vererek, örgütlenmeye, hakları için mücadeleye başlamaları sistem için tehlike çanlarının çalmasına neden olmuştur. Örgütlü bir güç haline gelmeye başlayan Alevileri, okulda, işte, sokakta yani yaşamın her alanında kendilerini görünür kılmaya başlamaları, kimliklerini açık açık ifade etmeleri ve hak arayışı içine girmeleri egemenleri korkutuyor.

Tuzluçayır’dan Armutlu’ya direniş her yerde. Oyunları tutmayacak, hayalleri kâbusa dönüşecektir. Son sözü Armutlu halkının yiğit evladı Ahmet Atakan’a bırakalım; “Ben Ahmet Atakan… Gençlik adına konuşuyorum. Barikatlara geçerken, barikatlarda biber gazından korunmaya çalışırken; bir bakıyorsun yukarıdan çekyat atılıyor, çamaşır makinesi atılıyor. Acayip bir şeydi ve insan onu gördüğünde tüyleri diken diken oluyor. Ve sen aşırı derece motive oluyorsun. Bu şekilde korkmuyorsun hiç bir şeyden. Ne olursa olsun korkmuyorsun. Halkın arkanda olduğu sürece o dayanışmayı görünce korkmuyorsun.” (Diren Sevgi belgeselinden) (Bir okur)

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu