Güncel

Mehmet Bal nerede?

Hapishanedeki oğlunu ziyarete giden ve kendisinden 18 gündür haber alınamayan Mehmet Bal'ın ailesi İHD İstanbul şubesinde açıklama yaptı

Silivri Hapishanesindeki oğlunu ziyaret etmek için Batman’dan İstanbul’a gelen ve aynı gün akrabalarıyla görüştükten sonra 18 gündür kendisinden haber alınamayan Mehmet Bal’ın ailesi İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinde basın açıklaması gerçekleştirdi. Taksim’de bulunan İHD İstanbul Şube binasında gerçekleşen basın açıklamasına HDP Milletvekilleri Meral Danış Beştaş ile Musa Piroğlu, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Batman Dernekleri Federasyonu (BADEF), HDP İl Eşbaşkanları Elif Bulut ve Erdal Avcı, Doğu Güneydoğu Dernekleri Platformu, Muş Dernekleri Federasyonu, Bekiran Derneği, Bekiran Gençlik Derneği ve İHD Gözaltında Kayıplar Komisyonu üyeleri katıldı. Açıklama da, 18 gündür Mehmet Bal’ın akıbeti hakkında bilgi alamadıkları söylenerek, “Devlet kendi sınırları içinde hala kayıp olan insanlar varsa bunun hesabını vermek zorundadır” denildi.

Burada ilk sözü İHD İstanbul Şubesi adına  Leman Yurtsever söz aldı. Kayıp olan kişinin akıbetinin sorumluluğunun devlete ait olduğunun altını çizen Yurtsever, “Devlet istese sinyal takibiyle, MOBESE kayıtlarını inceleyerek Mehmet Bal’ın akıbetine ulaşabilir. Ama yapmıyor. Ciddiyetsiz bir tavır içinde. Biz İHD olarak İçişleri Bakanlığı’na, Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptık. Cevap bekliyoruz. AF Örgütü’ne acil eylem çağrısında bulunduk. Bu konuda savcıları, yetkilileri göreve çağırıyoruz. Mehmet Bal’ın gözaltına alındığı akıllara gelmeye başladı. Derhal Mehmet Bal’ın akıbeti açıklansın” dedi.

“Bize hala bilgi verilmedi”

Mehmet Bal’ın oğlu Nihat Bal ise yetkililerin umursamaz bir tavır sergilediklerini söyledi. Bal, babasını sorduğu savcının, “neden gözaltına alınsın ki, dağa çıkmıştır” dediğini aktararak, “18 gün oldu, bize hala bilgi verilmedi. Bugünkü teknolojiyle çok kısa sürede bulunabilir babam. En büyük sıkıntımız yetkililerden bilgi anlamamız. Sürekli telefonu elinde, asla kapatmayan biri. En kör noktada bile MOBESE kaydına ulaşılabilir. Dört gözle haber bekliyoruz yetkililerden umarım kısa zamanda açıklama yapılır” diye konuştu.

Daha sonra söz alan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, kaybedilme vakası ile karşı karşıya olduklarını belirtti. Savcının, Bal ailesine ‘neden gözaltına alınsın, dağa çıkmıştır’ sözünü eleştiren Tanrıkulu, “60 yaşında adam Batman’dan İstanbul’a gelmiş, gitse oradan gider niye buraya gelsin. Yargının bu refleksi maalesef değişmiyor. Akıbetinden sonuç itibarıyla devlet, hükümet, güvenlik güçleri sorumludur. AİHM, etkin soruşturma yapmadığı yönünden Türkiye’yi mahkum etmiştir. Zorla kaybedilme vakalarından en önemli ihlaldir etkin soruşturma yapılmaması. Şimdi de bu soruşturma bakımından hem güvenlik güçleri hem de adli makamların etkin soruşturma yapmadıklarını görüyoruz. Buradan etkin bir soruşturma yapmaya çağırıyoruz. Ve akıbeti hakkında derhal kamuoyunu, yakınlarını bilgilendirici açıklama yapmayı bekliyoruz. En önemli olan ısrarlı takiptir” diye konuştu. Gülistan Doku, Keldani Şimoni ve Hürmüz Diril’den de hala haber alınamadığını söyleyen Tanrıkulu, hükümetten derhal açıklama yapmasını istedi.

“Kürtler kaybolmaz, kaybettirilirler”

90’lı yıllardan bu yana kayıplar, faili meçhul cinayetler konusunda hafızalarının acı deneyimlerle dolu olduğunu kaydeden HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş, Necati Aydın ve Mehmet Bal örneğinde olduğu gibi savcının “dağa gitmiştir” sözüne ilişkin, “Bu ülkede Kürtler ne yaşamda ne ölümde ne kayıpta ne cinayette ne de definde eşit değil. Bunun özeti bu. Kürtler kaybolmaz, kaybettirilirler. Bu çok acı deneyimlerle önümüzde duruyor. 90’lı yıllar tarihi on binlerce cinayetle, hala faili bulunamayan, gizlenen katliamlarla dolu. Umarım Mehmet Bal yenisi olarak bu tarihe eklenmez” dedi.

“Peşini bırakmayacağız”

Kürt halkının zorla kaybettirme riskine karşı muhakkak birilerine haber verme kültürünün olduğunun altını çizen Beştaş, “Savcının bu yaklaşımı aslında faillere de işaret ediyor. Savcı böyle bir cürette nasıl bulunur. Onun görevi bunu araştırmak, soruşturmak ve izini sürmektir. İstanbul, Dersim, Diyarbakır ya da İzmir’de bir insan asla kaybolmaz; kaçırılsa, kaybettirilse bile ucu başka yerlere dokunmuyorsa rahatlıkla bulunabilir. Binlerce dava dosyasından ve tarihsel arka plandan bunu biliyoruz. Davutoğlu ilk Toroslora atıf yapmıştı galiba bu konuda hükümet eskiden medet umuyor. AKP, 90’lı yılardaki taktikleri devreye sokuyor. Biz bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız, Mehmet Bal da Gülistan Doku da Simoni çifti de umarım yeni kayıplar olmaz. Kamuoyuna çağrımız peşini bırakmayalım. İçişleri Bakanlığı’nın görevi kendi alanında çalışmaktır. Mehmet Bal’ı bulmazsanız sorumlu sizsiniz. Bir devlet kendi sınırları içinde hala kayıp olduğunu iddia edilen insanlar varsa bunun hesabını vermek zorundadır” diye konuştu.

Doğu Güneydoğu Dernekleri Federasyonu Başkanı Abdulhakim Daş da Mehmet Bal hakkında gerek emniyet, gerek savcılık ve devletin tüm yetkili kurumların derhal açıklama yapmasını istedi. Daş, bugüne kadar bir açıklama yapılmamasına tepki gösterdi.

Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak ise şunları söyledi:  “Yeri geldiğinde bize nara atıp Fırat’ın kıyısındakinden bile sorumlu olduğunu söyleyen yetkililere soruyoruz; İstanbul’un göbeğinde kaybolan Mehmet Bal’a ne oldu? Her türlü teknoloji ellerinin altında istedikleri anda bir karıncanın bile izini sürebilecek durumda. Bu üç maymunu oynamaları bizde yeni bir suçun işleneceğine dair kuşku uyandırıyor. 25 yıldır suçlulara suçlarını anlatıyoruz, bunu anlatmak istemiyoruz. Mehmet Bal’a ne olduğu ülke yöneticilerinin halka, ailesine hesap vermesini istiyorum.”

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu